Türk komünistlerinin ölümü

Mihayl Pavloviç

Türkiye burjuvazisinin kiraladığı cellatlar ve gözü dönmüş bağnaz bir güruh yoldaşlarımızı taşlayarak, eziyet ederek, ölesiye işkence ederek katletti.

  • Değerlendirmeler
  • |
  • Güncel
  • |
  • 02 Şubat 2021
  • 08:45

Nisan 1921

Türkiye Komünist Partisi Yurtdışı Bürosu üyesi Cevat Yoldaştan, Suphi Yoldaş ile arkadaşlarının şehit düştüğünü haber veren bir mektup aldım. İnanmak istemediğimiz korkunç söylentiler ne yazık ki doğru çıktı. Türkiye burjuvazisinin kiraladığı cellatlar ve gözü dönmüş bağnaz bir güruh yoldaşlarımızı taşlayarak, eziyet ederek, ölesiye işkence ederek katletti.

Cevat yoldaş, bu inanılmaz olay üzerine, Türkiye’de iktidarda olan sınıfların işlediği bu yeni suç konusunda şunları yazıyor:

“Bakü, 2 Nisan 1921

Aziz Yoldaşım Pavloviç

28 Ocak’ta Trabzon civarında vahşice denize atılmış olan Suphi Yoldaş ile Türkiye Komünist Fırkası’nın Merkez Komitesi azalarından dört kişi ve diğer 12 komünist yoldaş hakkında sizinle ciddi görüşmek istiyorum.

Kaybolan yoldaşlarımız hakkında epey zaman malumat alamadık. Fakat sonra onların Trabzon burjuvazisi tarafından tutulmuş cellatlar tarafından öldürüldükleri anlaşıldı. Ta Erzurum’dan itibaren bizim yoldaşlarımız aleyhinde nümayişler başlamıştı. Halka diyorlar ki, ‘Rusya’dan gelmiş olan komünistler Bolşeviklerdir. Onlar mağazaları kapamak için geldiler, kimsenin almak ve satmak salahiyeti olmayacaktır. Sonra taharriyata başlanacak, herkesin eşyası ve parası müsadere olunacaktır. Komünistler dinsizdir. Allah’a inananları hapse atacaklardır. Din, ticaret ve hususi mülkiyet Bolşevikler tarafından men edilmiştir.’

Nümayişçiler arasında burjuvazi tarafından parayla elde edilmiş ve polis teşkilatı tarafından komünistler aleyhinde tevcih edilmiş cahil şahsiyetler çoktu. Bunlar, bizim yoldaşlara hücum ederek taşlamışlar ve parça parça etmeye kalkışmışlardır. Yolda bizim yoldaşlara kimse ekmek ve atları için yem satmıyor. Hükümet ise Bolşevikleri himaye rolünü takın­maya çalıştığını göstermek istiyordu. Komünistleri müdafaa için hükümetin tedbir aldığı yalandı. Bizim mevsuk membalardan aldığımız haberlere göre polisler ahaliyi dükkanlarını kapamaya teşvik ettikleri gibi, müdafaasız kalmış olan yoldaşlarımızı taşlamak için halkı tahrik etmişlerdir. Bu gibi hücumlara yoldaşlarımız dört yahut beş şehir ve kasabada maruz kalmışlardır. Fakat bu yoldaşlar en vahşi hücuma Trabzon’da uğramışlardır. Bunlar Trabzon’a gelir gelmez ahali bağırıp çağırmış ve tahrikler altında limana sevk edilmişlerdir. Burada onların üzerinde bulunan birkaç tabancayı aldılar ve sonra cebren bir motora koyarak denize açıldılar. Bu motorun arkasından ikinci bir motor daha sahilden ayrıldı. Bu motorda silahlı adamlar vardı. Bizim arkadaşları bağladılar ve süngüleyip denize attılar. Ertesi günü her iki motor sahildeydi. Ve bunların tayfası herkese Türk komünistlerinin denizin dibine gittiklerini anlatıyordu. Rusya Şuralar Cumhuriyeti mümessili yoldaşlarımızı istikbal etmek istemiş, fakat vali buna mani olarak mümessilin evinden çıkmamasını emretmiş, aksi halde halk tarafından parçalanacağını bildirmiştir. Rus mümessilinin bu vakayı Moskova ve Ankara’ya haber vermesi ve bizim yoldaşların cellatların elinden alınmasına çalışması lazımdı. Fakat yazık ki o sırada Trabzon’daki Rus mümessili cesur bir adam değildi. Trabzon’da bunun Milli Müdafaa Cemiyeti Riyaset Divanı tarafından yapıldığı söyleniyor. Burada (Rusya’da) ise bu meseleye dair henüz bir karar alınmamıştır. Fakat artık susmak da imkan haricindedir. En iyi ve cesur arkadaşlarımızdan 16 yahut 17’sini kaybettik. Bizimle hemfikir olup o cellatların tecziyesini istemelisiniz. Trabzon’a gelecek her komünistin öldürülmesine karar verilmiştir. Anadolu burjuvazisi barbarca yaptığı cinayetlerden mesul olmadığını gördüğünden, komünistleri şiddetle takibe devam ediyor. Cellatlar tarafından öldürülmüş olan bizim en değerli yoldaşlarımızı müdafaa etmeyi üzerinize alacağınızı ümit ederim. Komünist selamlar ve hürmetler.

Türk Komünist Fırkası Merkez Komitesi Harici Büro Azası Ahmed Cevad” (1)

Bu mektuba ekleyebileceğim tek şey, içeriğinin değerli yoldaşlarımızın şehit edilmesi hakkında aldığım diğer haberlere tamamen uymasıdır.

Suphi Yoldaş, tutarlı bir Marksist ve işçilerin Türkiye’sinin en önde gelen devrimcilerinden biriydi. Komünist Manifesto, Marx’ın Biyografisi, Komünizmin Alfabesi, Buharin’in SSCB’nin Programı’nın vb. Türkçeye kazandırılmasına o önayak olmuştur. Suphi Yoldaş, üstün yazarlık ve hitabet yeteneği olan bir insandı; aynı zamanda büyük bir örgütçüydü. Suphi Yoldaş kendini yurdunda çetin sınavların beklediğini biliyordu. Fakat bu, onu ve yiğit arkadaşlarını yollarından alıkoyamamıştır.

Bize ulaşan haberlere göre, Suphi Yoldaş ve dava arkadaşları Türkiye’ye geldiklerinde, Türkiye milliyetçilerinin komünistlere duyduğu nefret adeta bir histeri nöbeti derecesindeydi. Bunun nedeni, tam da o tarihlerde Yunan cephesinde patlak veren Ahmet Paşa İsyanının (2) Bolşevik şiarlar altında yürütülmesiydi. İddianameye göre Ahmet, üzerinde Komünist Enternasyonal amblemi (zincirlerini parçalayan emekçiler) bulunan bir dergiyi (3) askerleri arasında yaymıştır. Çeşitli haberlere göre bu ayaklanma, Komünist Partisi’ne düşman unsurların henüz yeni doğmuş olan hareketi daha başlangıçta boğmak amacıyla yaptığı bir provokasyondur. Ahmet’in ordusunun çekirdeğini 5 bin kişi oluşturuyordu. Askerlerin ve genç subayların hepsi de Ahmet’ten yana çıkmışlardı.

İşte şimdi Türkiye’deki kapitalistler, vurguncular, paşalar ve beyler zafer çığlıkları atıyorlar: Ahmet’in isyanı bastırılmıştır. Suphi ve yanındaki dava arkadaşları katledilmiştir.

Türkiye gibi aydın güçlerin, hele işçi ve köylülerin, davasına sadık cesur insanların az olduğu bir ülkede halkın davası için savaşanların, Suphi ve 17 yoldaşı gibi savaşçıların yok olması komünist hareket için ağır bir kayıptır. Ama işçi ve köylü kitlesinin ayağa kalkacağı günler yakındır. Türkiye’de de artık doğmakta olan yeni hayata katılmaya başlayan bu işçi-köylü kitlesi, tüm dünyayı, özellikle de Türkiye’yi boyunduruğu altında inleten iktisadi kölelik zincirlerini elinde balyozla parçalamayı amaçlayan kahramanların etrafında şimdilik küçük gruplar halinde toplanmaktadır.

Komünist ideale bağlılıklarını kanlarıyla yazan sadık ve unutulmaz yoldaşlarımızın anısı ölümsüzdür. Yoldaşlarımızın sağlığında onlara kara çalmaya çalışan, ölümlerinden sonra ise mezarlarını taşa tutanlara lanet olsun. Enternasyonal Komünist Partisi, özellikle de Azerbaycan, Rus ve Türkiye Komünist Partileri, Suphi Yoldaş’ı hiçbir zaman unutmayacaktır. Bakü’de, yani ilk Doğu Halkları Kongresi’nin toplandığı ve Suphi’nin şehit olmadan önce Azeri ve Rus yoldaşlarını son kez selamladığı bu şehirde, onun ve öldürülen diğer yoldaşların anısına pek yakında bir anıt dikileceğini umuyorum.

Eski bir Doğu efsanesine göre kutsal bir kişinin ölümü bütün insanlığı günahlarından arındırır, onları çektikleri acılardan ve ölümden kurtarır. Biz böyle masallara inanmıyoruz. Halk kitlelerini yüzyıllardır çektikleri acılardan, zincirlerinden kurtaracak olan tek şey, kendilerini ezenlere karşı verecekleri kanlı ve uzun bir mücadeledir. Savaş alanında hakim sınıfların kin ve gazabına kurban giden Suphi Yoldaş’ın ölümü de binlerce yeni intikamcı doğursun! Bu ilk ve değerli Türk komünistinin izinden giden ve ölümü ölümle yenerek yeni bir dünya kuracak olan binlerce korkusuz savaşçı yetişsin! Öyle bir yeni dünya ki orada paşalara ve beylere yer yoktur. Orada kitlenin bağnazlığını kendi hain ve çıkarcı emelleri için kullanan yobazların, ikiyüzlülerin ve soyguncuların elinde zavallı bir oyuncak haline gelen bilinçsiz ve cahil bir halk kitlesi olmayacaktır.

Not: Biraz önce aldığımız haberlere göre Suphi Yoldaş’ın eşi motordan Trabzon’a getirilmiş ve kendisinden bir hafta boyunca haber almak mümkün olmuştur. Ancak şimdi hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur ve Suphi’nin yoldaşları ve arkadaşları hayatından endişe etmektedirler. İşkenceyle öldürülen yoldaşımızın eşinin akıbetini öğrenmek ve onu cellatların pençesinden kurtarmak için gerekli bütün tedbirlerin alınacağını umarım.

Gelen son haberlere göre, Suphi ve beraberindeki yoldaşların gaddarca katlinden iki hafta sonra Nadir Agaha Yoldaş da aynı akıbete uğramıştır. Bu yoldaş, Sovyet Rusya’dan Anadolu’ya dönmekteydi ve tıpkı Suphi gibi denizde boğduruldu.

Anlaşılan bu vahşi adalet, artık Türkiye burjuvazisinin komünistlere uyguladığı bir sistem ve bir mücadele yöntemi haline gelmiştir.

“Der Tod der türkischen Kommunisten”, Die Kommunistische Internationale

(Komünist Enternasyonal dergisi), sayı:17, 1921, s.554-558

Mihayl Pavloviç (Veltman) (1871-1927):

1921-1923 yılları arasında Sovyetler Birliği Dışişleri Komiserliğinde görev yaptı. Yirmili yıllar boyunca SSCB’de Doğu çalışmalarında ve Komintern’in Doğu politikasının oluşturulmasında önemli bir rol oynadı. Komintern Yürütme Kurulu aday üyesi olarak Eylül 1920'de Bakü Kurultayı'na bir rapor sundu ve Doğu Halkları Eylem ve Propaganda Komitesi Prezidyumu’na üye seçildi.

Dipnotlar:

(1) Mektubun orijinali için bkz. Yeni Dünya, sayı:1, s.78

(2) Çerkes Ethem kastediliyor. Burada Anzavur Ahmet’le karıştırılmış. (YN)

(3) Çerkes Ethem’in Eskişehir’de yayımladığı Yeni Dünya dergisi. (YN)

Komintern Belgelerinde Türkiye,

Kaynak Yayınları, s.52-54